Lağım kendi ellerinde patladı. Mukaddes Kur’an eğitim ve öğrenimi için Ortaçağ karanlığı tabirini kullanan şahıs dün; Japonya’da en ücra adalara kadar ulaşan 8,5. milyon tirajlı gazeteye konuştum, Almanya’ya, Fransa’ya, İngiltere’ye, İtalya’ya, Amerika’ya… iç meselelerimizi en açık şekilde anlattım diye ahkâm keserek dış güçlerden yardım dileniyor. Bu zilletin, vermiş olduğu hazzı anlatırken nasıl bir akıl tutulmasını yaşıyor cidden anlamakta zorluk çekiyorum. Aman bize yardım edin bizler için; hırsızlık, rüşvet ihaleye fesat karıştırma, sahtekârlık, dolandırıcılık, evrakta sahtecilik… gibi onlarca suç isnat ediliyor yardım edin de bu suçları bizim üzerimizden kaldırsınlar, hukuk sistemimize, siyasal işleyişimize müdahâle etsinler, aman bizlere arka çıkın da bu kataloğ suçları siyasi hâle ingirgeyelim, bak sosyal demokrat olarak 89. ülkede kardeş parti olarak aynı tüzüğü paylaşıyoruz nolur hepiniz bu suçlarımızın arkasında durun, bizi koruyun, kollayın, bize arka çıkın kime karşı Türkiye ye karşı. Halbuki bir anlasa mızrağın çuvala sığmadığını, lağımın patladığını…Susup oturacak köşesinde.
.
Hani derler ya; Lağım patladı. Bu kukuyla artık bir asır idare edersiniz. Yakın tarihi bilmiyen, hatta bilmediğini de bilemeyen güruh yüz senedir Sultan Vahidedine İngilizlerin adamı diye çamur attılar ama tutmadı tutmayacak da…Muhalefet partisininin şimdiki sorumlusu ingiltere idarecilerine önce sitem ediyor olmayıncayalvarıyor, yakarıyor;*Adamınız, dostunuz tutuklandıniye sessiz kalıyorsunuz* diyor. Demek ki, kim kimlerin adamıymış ifade yine kendi dudaklarından dökülüyor. Uzaklarda dost ya da düşman aramaya gerek yok, kişinin en samimi dostu da kendisi, en azılı düşmanı da bizzat şahsıdır. Daha dün diyebileceğimiz günlerde vermiş oldukları beyânatları söyleyenler unutsa da, bir saniye de gözümüzün önüne getirebildiğimiz ifadeler şahsın tokat gibi yüzüne vurulsa da ar damarı çatlamış insanlar utanmadan, arlanmadan, yüzleri kızarmadan halâ yalanlarına daha büyük yalanlar katmakla meşgul…Ama nafile uğraş içindeler, lağım patladı…
İletişim araçlarına, yazılı ve görsel medya analizlerine göz gezdirdiğimizde; aklımızla dalga geçme ğayretindeki ağzı kalabalık kişiler; hırsızlığı, arsızlığı, ihaleye fesat karıştırmayı, rüşveti, ihtikârı daha onlarca işlenilen suçların hiç birini ağızlarına alma cüreti gösteremiyorlar. Hak, hukuk ve adalet beklentisi dillerinde dahası, sadece başka odaklara hakaret etmekle meşguller. Şikayet eden kim, arkadaşı, gammazlayan, partilisi, soygunu ortaya çıkaran, kendi iş arkadaşı. Milyonlarca paranın evinden kaçarken yakalandığı zat kendi yardımcısı. Ama suçlu, hep başkaları, ötekiler, diğerleri… Mikrofonda ciyak ciyak bağırınca haklılığı isbat ediliyormuşçasına kendi ülkesinin ürünlerini boykot eden, ülkesinin kurumlarını dış güçlere şikayet eden, dış basını görsel medyayı Türkiye aleyhine kullanmak isteseler de güneş balçıkla sıvanamaz hâle gelmiş yani lağımı patlatmışlar…
Kardeşlerim, belki dünyanın hiç bir ülkesinde kendi üretimine boykot ilan eden bir siyasi eleman bulamazsınız. Nasıl bir zihniyet, nasıl bir akıl tutulması, nasıl bir izan izahı yine kendi zihinlerinde gizli. Bizler neredeyse Filistinde katledilen 50. binden fazla müslüman için, Yahudi orijinli malları boykot etme çabasındayız. Gelişmiş ülkeler, menfaatını zedeleyen devletlere boykot ve yaptırım uyğuluyor, ekonomilerini yerle bir etme ğayesi ile her türlü düşmanlığı yapıyorlar anlarım. Ama Türk siyasi hayatında faaliyet yürüten bir parti başkanının kendi ülkesindeki yerli ve milli üretme boykot çağrısı yapması, bu hezeyanı da politika yapıyprum sanması kadar absürt bir dar kafalılık olamaz. İstanbulu fetheden Fatihin türbesinde, eli kıçında tekme savuran şahsın, 1453. gün sonra hapse tıkıldığı gibi, bu zatın da kısa sürede devlete verdiği zararı tazmin noktasında mutlaka bir şeyler yapılması yaptığı kötülüğün yanına kâr kalmaması beklentimizdir. Sonuçta hiç kimse hukukun üstünde değildir…
Sermedkadir…