Camii duvarına siyermiş. İnsanlıktan nasibini almayan vandallar topluluğu gösteri yapıyorum ayağına yüzlerce yıllık mezar taşlarını kırıp yerle bir ettikten sonra camii içinde tahribata girişmiş, yudumladıkları zıkkımlıklar ile ibadet haneyi kirletmişler. Görüntüler islam ve müslüman düşmanlığının dışa vurumu olarak gerçek karaktersizlik örneklerini yansıtıyor. Yunan kuvvetlerinin Bursa’ya girdiklerinde ilk yaptıkları iş Türbeleri ve mezarları yıkıp, dökmek, kırıp zarara uğratmak olmuştu. Bu günkü pontus torunları da mukaddesatımıza saldırı örneğiyle aynı şenaati işlemiştir. Hak ve hukuk aramayı sokakta bulurum zanneden onun bunun çocukları sınırsız öfkelerini gezi kalkışmasında olduğu gibi ibadethanelerimize yöneltmişler müslümanları ğaleyana getirip ülkeyi kaos ortamına sürükleyici talan eylemlerine girişip sözde hırsız, arsız, rüşvetçi, irtikâpçı, yüzsüz diye basına yansıyan kişileri koruma, kollama girişimine soyunmuşlardır. Ellerindeki, yeri geldiğinde güvenlik güçlerine acımadan vurdukları sopalara taktıkları paçavralara bakılacak olursa soyu tükenmiş marksist, leninist, sosyalist ne idüğü belirsiz şehir eşkıyaları terör estirmeyi mârifet bilmektedirler…
İnsanlar ibadet hanelerinde namaz kılarken, cami içine girip elindeki zehirli maddeyi mü’minlerin üzerine fışkırttıan akıl niğmetinden yoksun vandal terör elemanı, hangi hak ve hukuku savunmakta merak ediyorum. Hırsızı koruma ğayesiyle sokağa çağırılan insanlar yapılan bunca yolsuzluğu, rüşvet çarkını, ihâleye fesat karıştırma eylemini, dış ülkelerden aldığı krediyi 5. yıl geçtiği hâlde metro fizibilite çalışması bile başlatmayan, milletin korona dolayısıyla 2. yıl evden çıkmadığını hesaba katmadan 388. konser harcamasıdiye milyarları iç eden, zamanında inşaat ruhsatını vermeyip mütehaidi haraca bağlayan…sonra da *İstanbul nimet nimet* diyerek pışşık taklitleri yaparak ciddiyetsizlik tavırları sergileyip valiye hakaret eden, insanları rencide eden, 560. milyar gibi çok ciddi bir paranın hesabını veremeyen…Öyle bir toplum hâline geldi ki, insanlar suçu ve suçluyu koruma çabasıyla, gece üstü açılsa Cumhurbaşkanını sorumlu görrmeye şartlanmış. Şikayet eden arkadaşı, gammazlayan kendi partilisi, gizli ve aşikâr şahitlik eden yandaşı olmasına rağmen olayları siyasi çizgiğe çekmelerine pes…
Herkes ana baba olamayabilir ama, her birey bir ana babanın evladıdır. Bir annenin ye da babanın insanlar için ne kadar önemli olduğunu anlayamayan, nesebi ğayrı sahih insan suretindeki vandallar topluluğu koro hâlinde ülke liderinin annesine küfrediyorsa burada edep, ahlâk, fazilet gibi kavramların saf dışı edildiğini varsayarız. Ancak bu ve bunun gibi ahlâksızlığı nesebi ğayrı sahihler topluluğu diline dolayabilir namus, erdem, fazilet, adap, ve muaşeretten yoksun edepsizler için ne yazık ki, sınır yoktur. Hırsızını, arsızını, düzenbazını koruma iç güdüsü kişiye her hakkı tanımamaktadır. Belli bir partinin zihniyetini iman hâline getiren zorbalar 100. senedir müslümanları insan yerine koymamanın, zulmün, adaletsizliğin, yüzsüzlüğün, din düşmanlığının, kültürel yabancılığın, kur’an ve sünneti seniyye zıtlığının mücadelesini sürdürmektedirler. Arapça düşmanlığıyla sövmeler, mezhepsizlik akımıyla küfretmeler, hadis inkârcılığıyla sapıklıklarına metot arama çabaları, deistliği, deyyusluğu, ateistliği, sınır tanımayan utanmazlığı bayraklaştırır hâle getirdiler. Heykel arkasına saklamaları ise bilindik riyâ sahtekârlıkları…
Kardeşlerim, Ayasofya camii, 1453. yılından 1924. yılına kadar, Osmanlı toplumunda Cuma mescidi olarak müslümanlara kucak açmıştır. Sabah namazından sonra, Fetih suresi okunur, Cuma ve bayram hutbelerinde imam efendi kılıçla hutbesini irad ede gelmiştir. Zihniyeti belli parti elemanları yönlerini Roma tarafına çevirince kanunla iman ilkeleri altı ok yönünde yer değiştirdiği tarafımızca bilinmektedir. İngilterenin eğitim ve öğretim tedrisatını motamot Türkiye de uyğulamayı görev edinen zamanın idarecilerinin bağlıları halâ aynı sistemin devamını arzulamaktadırlar.Her platformda camiyi yıkıp yerine heykel dikme alışkanlıkları hortlamakta, Kur’ana gökten indirildiği zannedeilen şüphe ile bakanlar, hocayı, imamı rencide etmekte, laik düzenin diyanet ilşleri başkanına olmadık iftiralar uydurmakta, Kur’an yazısına ağız dolusu salya fırlatmakta, Başta, Fatih sultan mehmedin türbesi olmak üzere tekme savururken tam aynı tarihte belâlarını bulmaktadırlar. Zaten din ile, iman ile uğraşanların akibeti budur. Eceli gelen kelbin camii duvarına siydiği günleri yaşıyoruz… Belâlarını başka yerde aramaları evlâdır…
Sermedkadir…