RAHMAN VE RÂHİM OLANIN ADIYLA…

Allahın adıyla başlayan her işimiz Allahu teâlaya hamd etme duyğumuzu artırmalı, nefsimiz, kişiliğimiz bütünüyle Rabbimize adanmışlığın, teslimiyetin aksine olan âmellerden uzak durmalıdır. Mü’min olarak, ibadetlerimiz ve tüm hayatımız Allahu teâla içindir bizim hayatımız kulluk bilinciyle yoğurulmuştur. Rahman ve Râhim olan Rabbimiz için bir hayat yaşayan bir kişinin hayatında kulluğun dışında bir saniye olur mu? dünya hayatımız, âhiret hayatımız, ferdi hayatımız, toplumsal hayatımız, aile hayatımız, iş hayatımız, siyasal hayatımız, hukuksal hayatımız Allahu teâlaya aittir. Biz müslümanlar hayatı Allah için yaşarız. Çünkü bu hayatın sahibi Rabbimizdir. Bizi yaratan ve bu hayatı bize lütfeden O’dur. Vücutlarımız, bedenlerimiz, varlığımız, hayatımız, nefeslerimiz bize ait değildir. Hepsi hepsi Rabbimizin bizlere bahşettiği niğmetleridir. Madem ki her şey Allahu teâlaya aittir düşüncesiyle imamımızı pekiştiriyoruz, öyleyse onların tümünü Rabbimize kullukta kullanmak zorunda olmamız ğayet doğaldır…

İslam inanışında, müslüman bireyin karakteristik özelliği ve güzelliğinin devamı için, her an Allahu teâlayı anma, her saniyesinde Allahu teâlayı unutmama, yaratıcıdan uzak durmama üzerine kurulu bir hayatı yaşama farklılığı görülmelidir. Müslümanın arzusu o dur ki; öyle namaz kılmalıyım ki Allah için olsun. Öyle bir hayat yaşamalıyım ki Rasuünün hayatına benzesin. Öyle bir hayat yaşamalıyım ki gayrımüslimlerden, müşriklerinkinden, münkirlerden, riyakârlardan farklı olsun. Kâfirlerle farkımız ortaya çıksın. Öyle bir namaz kılalım ki dinimizin direği olsun. Öyle bir namaz kılalım ki Allahu teâladan alınan mesaj alma makamında olsun. Öyle bir namaz kılmalıyım ki bizi tüm münkerlerden, tüm fahşa’dan korusun. Öyle bir namaz kılalım ki o namazda Rabbimizle yaptığımız ahitlerle hayatımız özdeş olsun, inandığımız din ile yaşadığımız din birbirinden farklı olmasın. Namazımızla hayatımız birbirinden kopuk olmasın. Böylece hayatımız hep Allah için olsun. Yaşarken şuur, bilinç, akıl, zekâ kavramlarımızı kendi inanç bütünlüğümüzden uzak tutmayalım. Her an Allahu teâlanın huzurunda olduğumuz gerçeğini unutmayalım…

Bütün bu ve buna benzer imani ifadelerin aksini düşünen insanlar mutlaka vardır, tarih öncesinde de vardı şimdi de var ve gelecekte de var olacaktır. İnanıyoruz ki; dünya hayatında her canlı kendi sınavını veriyor. Sahip olduğu her türlü güzellik ve özelliği yaradan Allah celle şanuhunun rızasının aksi yönde kullananlar güç, kuvvet, güzellik, makam, mevkii, zenginlik ve içinde bulunduğu hâlin sarhoşluğuyla kendi hayatlarını kendileri dizayn ediyor da yaradanı unutuyorsa; bilmemiz gerekir ki mezarlıklar kendini vazgeçilmez zanneden insanlarla doludur. Dünya hayatının fâni, ahiret hayatının ise ebedi olduğuna iman eden mü’minler Allah rızasına nail olmayı her şeyin üzerinde addederler. Siyasi liderlere, paraya, güce, kadına, erkeğe, mesleki kariyere iman edenler ise ahirette kendilerine yardımcı arasalarda hiç kimseyi bulamayacaklardır. Rabbimiz En’am suresi ayet. 67. de mealen şöyle buyurmaktadır:*** Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır. Yakında siz de gerçeği bileceksiniz…**   

Kardeşlerim, Allahu teâlanın peygamberi vasıtasıyla inzar buyurduğu kitabı olan emir ve yasaklar bütünlüğü, ebedi hayat mektebimiz, müslüman olduğunu ifade eden her mü’minin ilk başvuracağı başucu kitabıdır. Günümüzde Allah inancı yerine farklı düşünceleri terennüm eden siyasiler Kur’anı kerim eğitimini, öğrenimini ortaçağ karanlığıyla eş tutan fikirler beyân etmektedirler. Tabii ki bizim zındıklara ayıracak fazla zamanımız yoktur, inanan insanlar Kur’anı kerimi baştacı yapar diğerleri ise aydınlanma unsurunu başka cihetlerde arar. Biz mü’minler Allah için varız,  ibadet ve itaatimiz, hayatımız Allah içindir diyoruz. Ezelde ve ebediyyen kulluk bilincim Allah içindir diyoruz. Benim aidiyetim Allahu teâlayadır diyoruz. Bütün hayatım, doğumum ve ölümüm, canlı oluşum ve canımı Rabbime teslim edişim âlemlerin Rabbi olan Allahu teâlaya aittir diyoruz. Âlemlere en güzel hayat programı çizen Allahu teâlanın ortağı da yoktur diyoruz. Sevincimizde, tasa ve hüznümüzde, yardımcımız bilerek… İslam sancağı altında olmakla hamdu senâ ediyor, şükrediyoruz… 

Sermedkadir…

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind mit * markiert