Türkiyenin en büyük kentinde son günlerde yolsuzluk soruşturmaları başlayınca, yargının siyasallaştığı tezini öne süren hırsızlığı, yolsuzluğu, sahtekârlığı koruma tim’leri kendi yandaşlarını sokağa çağırdılar. Biz bu senaryoyu gezi kalkışmasında çok acı bir şekilde yaşadık. Ülkeye milyarlarca zarar veren vandallar yaktılar, yıktılar, talan ettiler…İsyan girişimlerine dış güçleri davet ettiler. Ülkeye büyük bir travma yaşattılar. Kendi hırsızlıklarını kapatma, örtme, gizleme girişimleriyle aynı senaryo tekrar gündeme oturdu. Muhalefet lideri İngiliz kardeşlerini, Fransız dostlarını, Alman, Amerikan yandaşlarını göreve çağırdı, gelmeyenlere, ilgisiz davrananlara, şikayetlerini yineledi, kızdı, köpürdü adeta çıldırdı… Bir parti l,ideri neden kendi ülkesine dış güçlerin müdahâle etmesini ister, neden kendi ülkesinin itibarınoı yerle bir olmasına, zedelenmesine yönelik mesajlar dile getirir. Neden Amerika ve kokuşmuş Avrupaya şikayet dilekçeleri kaleme alır anlamakta zorluk çeksekse işbirlikçi siyasileri manda seviciliğine engel olmak ne mümkün…
Ne yazık ki, bir asırdan bu yana, bir türlü ötekileşmeyi aradan çıkaramadık. Tam birlik, bütünlük, vahdeti sağladık diye sevineceğimiz anda ayrılıkçı terör militanı birliğimize bomba atıyor. Din düşmanı parti lideri, milletvekili, belediye başkanı, hırsız, uğursuz sevici ya da her ne ise; bir yazar umulmadık çıkışıyla anarşi yayıyor. Muzır karikaturist çizgisiyle hayvanlardan aşağılara yuvarlanıyor. Doktor kendi özel konumunu unutup can çekişen komunizmi canlandırma telaşına düşüyor. Politikacı belediye başkanına şirin görünme çabasıyla saçmalama yarışını hızlandırıyor. Barolar birliği avukatları ülkeyi uçurumun kenarına getiren anarşiste destek verebiliyor. Okyanus ötesi devlet ricalini akrabasından üstün tutan muhalif lider yaltaklanmayı siyaset yaptım sanıyor. Besleme gazeteci dolar, euro kokusu kimden gelirse O kapının eşiğine çöküyor. Sanatçı, artist şarkıcı geçinerek ortada dolanan riya mahsulü terör seviciler kendi liderini aklama peşinde. Velhasılı kelâm nice insan müsveddeleri huzur ortamını bozma, toplumu ötekileştirme,ülkeyi dış güçlere teslim etme yarışında olduğuna şahitlik ediyoruz..
Yasama, yürütme ve yargı unsuru bilindiği gibi neredeyse, bir asırdır Türkiye büyük millet meclisinin uhdesine verilmiştir. Anayasanın ilk maddelerine bakıldığında; hiç bir kişi, makam, zümre Türk adalet sisteminin üzerinde değildir. Kişi, kurum, kuruluşlar yazılı hukukun üstünde görülmezler. Yargı bağımsız olarak nitelendirilir. Yargının bağımsızlığına müdahale etme hakkı toplum bireylerinden birilerine verilmemiştir. Anayasal düzende kuvvetler ayrılığından bahsedildiği gibi, hukuk sistemini itibârsızlaştırmak, ülke huzurunu bozmak, ülkeyi kaos ortamına sürüklemek, suçı ve suçluyu öğmek, Teröre destek vermek, toplumu sokağa dökmek, kamu malına zarar vermek, yakıp yıkmak, talan etmek, kamu kaynaklarını har vurup harman gibi savurmak, yolsuzluk, hırsızlık, sahtekârlık, toplu vaziyette kataloğ suçları diye adlandırılan her türlü uyğunsuzluklar her kim işlerse işlesin mutlaka hesap sorulacak, cezai müeyyide gerektirici eylemlerdir. Bu konuya aykırı hareket edenler, isyan içinde olanlar, vandalizmi bayraklaştıranlar kim olursa olsun muhakeme edilirler…
Kardeşlerim, Terör, yakıp yıkma, bozma, fitne ve fesat ortamı, yağma ve yağmacılıkla hayatını sürdüren toplumların ortak adıdır vandalizm. Meşru düzende bozğunculuk vandallığın en belirgin tanımıdır. Vandalizm, güven, istikrar, huzur gibi kavramların düşmanıdır. Vandalizmi savunan ve yağma düzeninden geçinenler tarihte korsan diye adlandırılan eşkıya ve harami toplumlarıdır. Vamdalizm de, toplumumu yanıltan, halkın haber alma özgürlüğünü kısıtlayan ve bilgi kirliliği yayarak insanları mevcut düzene karşı örğütleyen ğaleyana getiren, dezerformasyon, bozğunculuk, yalana dayalı manipülasyon, çarpıtma bilgilerle milletin sağduyusunu zedeleme çabaları, küresel sabotaj ğayretleri de aynı zamanda vandalizmin yıkıcılığına zemin hazırlayan unsurlardır. Büyük yalan, çok büyük depremler, aşırı genişleyen orman yangınları vandalların en çok arzuladığı tabii afetlerdir. Çünkü vandallık, düzenin, nizamın, meşruiyetin, istikrarın en büyük düşmanıdır…